Matematikte genellikle her problemin kesin bir cevabı olduğuna inanırız. İki kere iki dörttür, bir üçgenin iç açıları toplamı 180 derecedir. Eğer bir arabanın hızını, rüzgarın yönünü ve yakıt miktarını kusursuz bir şekilde formüle dökebilirsek, o arabanın nereye varacağını kesin olarak bulabiliriz. Peki, aynı matematiği hava durumu için neden kullanamıyoruz? Neden 1 ay sonrasının hava durumunu asla %100 doğrulukla bilemiyoruz?
Bu sorunun cevabı, modern matematiğin ve fiziğin en büyüleyici alanlarından birinde gizli: Kaos Teorisi.
1961 yılında matematikçi ve meteorolog Edward Lorenz, bilgisayarında bir hava durumu simülasyonu çalıştırıyordu. Programı tekrar başlatmak istediğinde, zamandan tasarruf etmek için 0.506127 olan başlangıç sayısını, sadece küsuratını atarak 0.506 olarak girdi. Aradaki fark on binde bir bile değildi; teorik olarak simülasyonun neredeyse aynı sonucu vermesi gerekiyordu.
Ancak bilgisayar simülasyonu tamamladığında Lorenz gözlerine inanamadı. O küçücük, mikroskobik sayısal fark, hava durumunun tamamen değişmesine, güneşli olması beklenen bir günün devasa bir kasırgaya dönüşmesine neden olmuştu. Matematikte buna "Başlangıç koşullarına hassas bağlılık" denir.
Lorenz bu durumu açıklamak için o ünlü cümleyi kurdu: "Brezilya'daki bir kelebeğin kanat çırpması, Teksas'ta bir hortum oluşmasına neden olabilir." Kelebek Etkisi kavramı işte buradan gelir. Evren, o kadar çok değişkenin birbiriyle etkileşime girdiği devasa bir ağdır ki, başlarda yapılan en ufak bir yuvarlama hatası bile zincirleme reaksiyonla sonucu tamamen farklı bir noktaya taşır.
Borsanın çökmesi, kalp atış ritmimizdeki düzensizlikler, okyanus akıntıları veya bir salgının yayılma hızı... Hepsi kaos teorisinin kurallarına, yani "öngörülemezliğin matematiğine" tabidir. Kaos teorisi bize evrenin rastgele olmadığını, sadece bizim hesaplayamayacağımız kadar karmaşık, muazzam ve gizemli bir matematiksel düzene sahip olduğunu kanıtlar.
Sessizlik... Bu gizem hakkında henüz teori üreten olmadı. İlk sen ol!
Sen Ne Düşünüyorsun?