Matematik derslerinde sürekli karşımıza çıkan, işlemlerde kolaylık olsun diye "3" veya "3.14" diyerek kısaca geçiştirdiğimiz Pi sayısı, aslında insanlık tarihinin en büyük takıntılarından biridir. Peki ama nereden çıktı bu sayı?
Binlerce yıl önce, tekerleği icat eden atalarımız ilginç bir şey fark etti: Kusursuz bir çemberin çevresini, o çemberin tam ortasından geçen çizgiye (çapa) böldüklerinde hep aynı sayıyı elde ediyorlardı. Çember ister bir bozuk para kadar küçük olsun, ister Dünya gezegeni kadar devasa... Bu oran hiçbir zaman değişmiyordu!
Eski Mısırlılar ve Babilliler bu oranı yaklaşık olarak hesapladılar. Ancak tarihte Pi'yi en hassas hesaplayan kişi ünlü matematikçi Arşimet oldu. Arşimet, çemberin içine ve dışına çokgenler çizerek Pi'nin sınırlarını adım adım daralttı.
Pi sayısı irrasyonel bir sayıdır. Yani virgülden sonraki kısmı asla belli bir düzende kendini tekrar etmez ve sonsuza kadar tamamen rastgele bir şekilde devam eder. Şu ana kadar süper bilgisayarlar Pi'nin trilyonlarca basamağını hesapladı ama bir son bulamadı! Hatta şu an bu metni okurken bile, dünyanın bir yerindeki bilgisayarlar Pi'nin yeni bir basamağını hesaplamaya devam ediyor.
İşin en büyüleyici kısmı burası. Pi sadece pergel ile çizdiğimiz çemberlerde karşımıza çıkmaz. Doğanın adeta gizli bir kodu gibidir:
Bir dahaki sefere bir problemde "Pi'yi 3 alınız" denildiğinde, aslında evrenin en büyük gizemlerinden birini yuvarladığınızı hatırlayın!
Bence pi sayısının illa bir sonu vardır ilerde bulurlar
Sen Ne Düşünüyorsun?